ZEKİYE TEYZE
İslam orduları
tarafından fethedildikten sonra, Anadolu’da İslam’ın sancaktarlığını yapan ve yüzlerce
yıldır sınır boylarında vatan nöbeti tutan, bir serhat şehirdir Kilis. Taşıyla
toprağıyla, havasıyla suyuyla ve güzel yürekli insanlarının varlığıyla, kent
ruhunun samimiyetle yaşatıldığı bir şehir.
tarafından fethedildikten sonra, Anadolu’da İslam’ın sancaktarlığını yapan ve yüzlerce
yıldır sınır boylarında vatan nöbeti tutan, bir serhat şehirdir Kilis. Taşıyla
toprağıyla, havasıyla suyuyla ve güzel yürekli insanlarının varlığıyla, kent
ruhunun samimiyetle yaşatıldığı bir şehir.
Ve nice hikâyeler, nice öyküler, nice şiirler yaşar bu şehirde; görene, bilene,
hissedene. İşte o hikâyelerden yalnızca bir tanesidir Zekiye Teyze.
Elleri nasırlı,
hissedene. İşte o hikâyelerden yalnızca bir tanesidir Zekiye Teyze.
Elleri nasırlı,
göz kapakları çökük, gözleri adeta hüzün yumağı. Sırtında eski elbiseler,
yüzünde yaşanmış yılların sırrı. Orta boylu ama güçlü, kuvvetli. Eskilerin
deyimiyle; tam bir Osmanlı kadını.
Hafta içi her sabah olduğu gibi evimden çıkıp Karataş Kampüsü yoluna doğru dönerken gördümyüzünde yaşanmış yılların sırrı. Orta boylu ama güçlü, kuvvetli. Eskilerin
deyimiyle; tam bir Osmanlı kadını.
onu çeşme başında; elindeki beşer kiloluk bidonları dolduruyordu ağır ağır.
Bekledim; yolumun üzerindeyse yolu, yardım edeyim diye. Öyle de oldu hani.
Birkaç dakika sonra, beklediğim yere doğru yöneldi, iki elinde iki bidonla.
Selam verdim usulca ve bidonları taşıyarak, kendisine yardım etmek istediğimi
söyledim. İlkin “Sağolasın evladım” deyip geriye doğru çekildi ama biraz daha
ısrar edince aldım su dolu bidonları elinden ve böylelikle başlamış oldu
muhabbetimiz.
Bekledim; yolumun üzerindeyse yolu, yardım edeyim diye. Öyle de oldu hani.
Birkaç dakika sonra, beklediğim yere doğru yöneldi, iki elinde iki bidonla.
Selam verdim usulca ve bidonları taşıyarak, kendisine yardım etmek istediğimi
söyledim. İlkin “Sağolasın evladım” deyip geriye doğru çekildi ama biraz daha
ısrar edince aldım su dolu bidonları elinden ve böylelikle başlamış oldu
muhabbetimiz.
Adı, Zekiye. Ben
Ona Zekiye Teyze diyorum. Yaşı, yetmiş beş.
Anne tarafından
Kilisli, baba tarafından Kahraman Maraşlı. Anlattığına göre,
Dulkadiroğlularından.
On dördünde
evlenip gelmiş Kilis’e. 2016 yılında vefat eden eşi, ordu mensubu bir
başçavuşmuş. Ama tam elli dört yıldır ayrı yaşıyorlarmış. Sebebine gelince;
Zekiye Teyze’nin yirmi yaşına kadar üç kızı olmuş. Eşi de oğul doğuramadı diye,
Zekiye teyzeyi yirmi yaşında, üç çocukla bırakıp bir başka kadınla evlenmiş.
Oysaki o günden
bugüne hiç evlenmemiş Zekiye teyze. Üç kızını da okutmuş; ikisi öğretmen, biri
maliyeci olmuş. Ve halen tek başına yaşıyormuş Kilis’te Zekiye Teyze,
Karataş’taki o küçük ve mütevazı evinde.
Zekiye Teyze’nin
öğretmen olan iki kızının kaderi de annelerine benzemiş; her ikisi de yaşları
gelince evlenmiş evlenmesine lakin sonrasında birer çocukla kalakalmışlar
ortada, kendilerini başka kadınlar için terk edince kocaları.
öğretmen olan iki kızının kaderi de annelerine benzemiş; her ikisi de yaşları
gelince evlenmiş evlenmesine lakin sonrasında birer çocukla kalakalmışlar
ortada, kendilerini başka kadınlar için terk edince kocaları.
Bütün bu hikâyeyi 27 Kasım 2017 Pazartesi sabahı, evimle iş yerim olan Kilis 7 Aralık
Üniversitesi, Karataş Kampüsü arasındaki beş dakikalık mesafede, Zekiye Teyze’den
dinledim; akıcı Türkçesi ve Nene Hatun edasıyla konuşan, muhannete muhtaç
olmayan, bunca yaşanmışlığa rağmen dimdik ayakta duran, kalbindeki imanı yüzüne
vuran, dili dualı bir anneden.
dinledim; akıcı Türkçesi ve Nene Hatun edasıyla konuşan, muhannete muhtaç
olmayan, bunca yaşanmışlığa rağmen dimdik ayakta duran, kalbindeki imanı yüzüne
vuran, dili dualı bir anneden.
Ve son olarak,
bir gece önce görmüş olduğu bir rüyadan bahsetti Zekiye Teyze. “Bu gece bir kız çocuğu gördüm rüyamda. Uyanınca
dedim ki bugün, temiz süt emmiş bir insan evladıyla karşılaşacağım. Ben zikir
ehliyim hamdolsun. Kimsenin hayrına da şerrine de karışmam. Evimin önündeki dut
ağacının altında tespihimi çeker, dualar ederim. Benim rüyalarım çıkar oğul.
Bak, Allah seni çıkardı karşıma “Allah ne muradın varsa versin. Ordu içine giresin
dedim ki bugün, temiz süt emmiş bir insan evladıyla karşılaşacağım. Ben zikir
ehliyim hamdolsun. Kimsenin hayrına da şerrine de karışmam. Evimin önündeki dut
ağacının altında tespihimi çeker, dualar ederim. Benim rüyalarım çıkar oğul.
Bak, Allah seni çıkardı karşıma “Allah ne muradın varsa versin. Ordu içine giresin
de sapasağlam çıkasın oğul.”dedi en son; elimdeki su bidonlarını alıp evine
doğru yol alırken. Ve halen dilinde, yüreğimi ısıtan o güzel duası vardı: “Ordu
içine giresin de sapasağlam çıkasın oğul…”
doğru yol alırken. Ve halen dilinde, yüreğimi ısıtan o güzel duası vardı: “Ordu
içine giresin de sapasağlam çıkasın oğul…”
F.B
Paylaş
YAŞANMIŞ BİR ÖYKÜ 2
4/
5
Oleh
Bilge Yazar









8 Yorum bırakmayı eleştirmeyi unutmayın..
Yorum bırakmayı eleştirmeyi unutmayın..İlk konuk hayli şenlendirmiş blogunuzu :)
CevaplaUmarım nice hoş ev sahiplikleriniz olur ve bizler de okuruz.
Evet öyle oldu. Bundan sonra da sık sık bizimle olacak F.B
CevaplaAaaa....koca olacak affedersiniz söz meclisten dışarı öküzün yaptığına bak! Üç evlat vermiş ama kız diye terkedip gitmiş! Yuh! Vicdansızlık, cahillik, hepsi bir arada. Kızlarının da benzer kaderi yaşamasına artık bir şey diyemiyorum. Bari onlar mutlu olsaymış. Öykü için çok teşekkürler konuk yazarınıza da, size de. :)
CevaplaBöyle hikayeler duydukça gurur duyuyorum hemcinslerimle.Kadınlar erkeklerden çok daha güçlü olmasına rağmen çoğu kez hakları yeniyor.Ben de zaten daha çok kadına yönelik projeleri seçiyorum içinde olmak için.Teşekkürler bu güzel öykü için...
CevaplaBen teşekkür ederim yorumunuz için:)
CevaplaBen teşekkür ederim. Evet bu ülkede kadının yeri maalesef ezilmek oluyor. Güçlü kadınlar fighting :D
CevaplaAnadoluda örneği çok olan toplumsal travma. Maalesef ülkemizin bir gerçeği. Umarım gelecek nesillerle aşacağız bu düşünceyi.
CevaplaGelecek nesiller bu zehirlenmeyi yaşamaz umarım.
Cevapla